GARİP DEDE DERGÂHI

GARİP DEDE DERGÂHI NİTELİKLİ ÇALIŞARAK, ETKİ ALANINI ARTIRARAK ALEVİ KURUMU OLMAYI BAŞARMIŞTIR.
Osmanlı devletinin 1812 yılında tekke ve vakıfları kendi kontrolüne alma girişimi 1826 yılında“İslam’ın şartlarına riayet etmedikleri, namaz ve oruç tutmadıkları, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Osman’a ağır sözler söyledikleri için katledilmeleri vaciptir.”fermanı ile II. Mahmut tarafından yakılarak yok edilmek istenen dergâhlardan biridir.” Garip Dede Türbesi-Dergâhı”
Yeni çeri ocağının dağıtılması ve Alevi-Bektaşi tekke ve türbelilerini yakıp-yıkıp yerlerine Nakşibendî ve Mevlevî şeyhlerini görevlendirmesi ile başlayan merkezi kontrol I.Abdülmecit döneminde bazı Alevi- Bektaşi tekke ve türbeleri Bektaşilere geri verilerek yapılan katliamlara perde çekilmek istenmiş
1866’da Şeyhülislamlığa bağlı olarak ulema ve tarikat şeyhlerinden oluşan Meclis-i Meşâyih kurumunu oluşturarak tüm tekkelerin yönetimini kendi sorumluluğuna almış. 1918 yılına gelindiğinde İstanbul-Taşra ayrımına gidilerek İstanbul’daki tekkeler Meclis-i Meşâyih, taşradakiler ise müftülerin başkanlığında oluşturulan Encümen-i Meşayih’in kontrolüne bırakılmıştır. Bu şekilde tekkeler hem mali hem de idari açıdan özerkliklerini kaybetmişlerdir.
Kurumsallaşma ve merkezileşmeye paralel olarak Fatih Sultan Mehmet’in Hurufî meyilli din anlayışının Yavuz da koyu Sünnî bir zihniyete dönüşmesi Alevilerin kendi topraklarında artık katledilmesi, yok sayılmasıydı. İbadethanelerinin kapatılması gizli ibadet etmeleri demekti,
Aleviler 1925 tekke ve türbelerin kapatılması ile ilgili çıkartılan kanunun kendilerine yönelik değil, 1866 yılında kurumsallaştırılan gericiliğe önlem olarak alındığını biliyor bu nedenle ibadetlerini evlerde, köy odalarında, meydanlarda yapmaya devam etmişlerdir.
Aleviliğin Sözlü gelenek yoluyla günümüze ulaşması, toplumsal koşulların bunu zorunlu kılması Sünnilikten farklı olarak kendine özgü kurumlar geliştirmesi saz ve söz birlikteliğine dayanan sözlü gelenek aracılığıyla varlığını sürdürmesinin tek nedeni katliamlardan gizlenmek, kaçak ve göçer yaşamalarıdır.
İşte; Yaşadığımız sorunların temelinde yokluğa ve dağlara mahkûm, kentlerden ve yönetimsel kararlardan uzaklaştırılmışlık bulunmakta.
Cumhuriyet ve ilklerine sahip çıkma uğruna kendi inanç merkezlerinden uzaklaşan Aleviler tüm fedakârlıklarına rağmen eşit vatandaşlık statüsünde görülmüyor…
21 yy.da Yeryüzünde hatta en ilkel yönetimlerde bile kendi inanç merkezleri olan dergâhlara parayla giren ve inanç merkezleri müze olan tek halk Alevilerdir.
Oysa çağdaş demokrasi ve insan hakları anlayışının temel düsturlarından biri olan yurttaşlık ilkesi yurttaşların dili, dini, inancı, cinsiyeti ve ırkı nedeniyle hakta ve özgürlükte eşit olmasını ifade eder. Ortak tarihe tek taraflı bakmak inanç hiçe saymak demektir.
Ötekileştiren, ayrımcılık yapan ya da topyekûn reddeden bilinç Yavuz ve Kuyucu Murat anlayışı olabilir mi?
İşte tüm bu tarihi süreçlerde yetmiş iki millete aynı nazarla bakma felsefesine paralel olarak Şiddet, Cebir, Kin Ve Nefret’ duymadan kardeşçe yaşama inisiyatifini elden bırakmayan ender toplumlardan biridir.
Gözlem, akıl ve sezgi yoluyla elde edilen bilgiye önem veren ve tüm dünyadaki insanların eşit olduğuna inan Aleviler, tüm baskılara karşı kendi kurallarını da oluşturup, insani ilkeleri inançlarının içine koyarak yaşamlarını sürdürdüler.
1980 yıllarda kentleşmeye başlayan Aleviler bazı değerlerinden uzaklaştılar üretime dâhil olmaya geçimlerini sağlamaya, kentleşeme pratiğine alışmaya çalıştılar, büyük kentlere yerleşen Aleviler inançsal açıdan kendi geleneklerini, talibi oldukları dedeleri ve erkanlarıyla farklılaşarak etkileşimli bir sürece girdiler.
Bu süreci fırsat bilen devlet tamamen dönüştürmeye ve yok etmeye yönelik sistematik müdahalelerde bulundu. Bu durum Alevi toplumunun sosyal, siyasal ve kültürel dokusunda değişimler yaratmaya başladı. Aleviler kendi sivil inisiyatifleriyle bir araya gelerek dernekler kurmaya bir araya gelmeye başladılar.
Garip Dede Dergâhı; 1994 yılında yönetim organlarını oluşturup, Dernek statüsünde hizmet vermeye başlamıştır. Alevilik inancına dair, tüm sosyal, kültürel alanların araştırılması, belirlenmesi ve bu çalışmaların, metodolojik, teolojik kriterler başta olmak üzere, bilimsel ve teknolojik gelişmelerle analiz edilebilen donanımlı bir merkez olmayı hedeflemiştir
Kurumsal iletişim olarak belirlediği ilkeleri “Adil”,”Şeffaf”,”Güvenilir” “Sorumluluk” sahibi Alevilik ilklerine bağlı kendi özüne dönen, ayrımsız tüm toplumla stratejik iletişim süreci oluşturup birlikte var olan;
Baskı, inkâr, ret ve asimilasyona karşı demokrasi, bireysel inanç özgürlüğü laik ve demokratik bir yaşam için mücadele, bin yıldır yaşanan Alevi sorunları, çözümüne ilişkin yöntemin dost –düşman kavramıyla değil, et –tırnak deyimine uygun sevgi ve hoş görüyle ele almayı;
Alevilerin sorunları kamusal alan başta olmak üzere siyasi pozisyonların özde hedefi haline getirilmiştir. Bu nedenle; Garip Dede Dergâhı, 24. yılında ideolojik kimlik temsilciliği değil, Alevilik inancının temsilcisi olmaya gayret göstermiş ve Alevilerin siyasi tavır alışkanlıklarına düşündürücü, sorgulayıcı, örgütlülük bilincine nefes getirmiş, toplum’un kutuplaştırılmasına neden olan siyasi duruşların kamusallaştırılmasına karşı çıkmış bu yönde Alevileri temsil etmeyi başarmıştır.
Ülkemizde Alevi kurumlarının kabul edilmeyen hukuki statüsü, asimilasyonlarla yasaklanan örgütlenme biçimi buna karşı Holdingleşen diyanetin işleyişi ve hizmetlerinin mezhepçi çerçevede haksızlığa dayalı şekilde yükselmesi, bu güçle yasal kabul edilmeyen Alevi kurumlarına kendi bütçesinden pay ayırma lütfünde bulunma teklifi, siyasal Sünni İslam içinde Alevileri bloklaştırmaktır.
Bu blok içinde temel hak ve özgürlüklerimiz devletin iç problemi olmaktan çıkmış, Uluslararası anlaşmalar ve kararlar yok sayılmış, Aleviler Diyanetin statüsü konusunda önerilere tabi tutulmak tutulmuştur
Örneğin; Diyanetin yeniden yapılandırılması, Alevilerin bu kurum içinde temsil edilmesi, Alevi dedelerine maaş verilme, görüşleri Aleviliğin ilkesel ve yapısal dokusuna ters düşmesine rağmen devam etmektedir.
“Bu teklifler için Anayasa maddeleri ileri sürmek temelde Alevilerin bireysel inanç özgürlüğünü tanımamaktır”.
Devletin asimilasyon teşebbüslerine dönüşen birer Cemevi açmak bilimsel, istatisksel ve istikrarsız birer kandırmaca olup sadece asimilasyona yönelik bir hamledir.
Garip Dede Dergâhı ise Diyanet devletin benimsemiş olduğu laikliğe aykırıdır diyor.
Tek taraflı mezhepçi bir kurumun devlet içinde yer alması “Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğuna dair temelsiz bir iddiadır”. Bu nedenle Aleviler kendi özerk yapılarını oluşturup devletten eşit yurttaşlık hakkı talep etmektedir
Hepimiz biliyoruz ki; Devlet Alevilere samimiyetle kulak vermedi somut ve meşru taleplerimiz çarpıtılarak etkisizleştirildi bu tutum hastalık derecesine getirilerek yolumuzun tartışılmasına, kriminalize edilmesine kadar gitmiş ve popüler siyasi söylemlere dönüşmüştür.
Garip Dede Dergâhı; Aleviliği Sünni-Şia temel metinlerine zorlayarak inancı Hurafe ya da efsane çevirmeye, Kısıtlı iletişim araçlarını kullanarak ya da halkla birlikte hareket ederek asimilasyon çalışmalarına karşı çıkarsız, tarafsız projeler üretmiştir.
Kamuya açık veya özel alanlarda alanlarda hepimiz Sünnilik ahlak ve yaşam ilklerini öğrenmeye, uygulamaya ibadet saatine uymaya gibi mahalle baskısı yaşamaktayız. Yani; bir mezhebin yaşam alanımıza müdahale etmesine aslında açıkça bizi kendilerine dönüştürmelerine maruz kalmış bulunuyoruz.
“Yani yüzyıllarca geleneksel olarak geliştirilip yeterli ölçüde kullanılan asimilasyon artık diz boyu…”
-İş bulma, ücretlendirme, işe yerleştirme, terfi, işten çıkarma istihdam konusunda adalet Yok
-Aynı ortamda çalışan dini inancı, yaşam şekli farklı olan bizlere yönelik saldırgan ifadeler, açıkça incitici düşmanca tacizler güçlüden yana olmanın verdiği şuursuzlukla atılan iftiralar devam ediyor
-Çalışma mekânlarında açılan mescitler; sindirme, yıldırma ya da alıştırmayı amaçlıyor, makul konaklama ve dinlenme yerlerimiz gasp ediliyor…
-İstihdam için dine veya herhangi bir cemaate zorlanan gençlerimiz zor durumda
-Okullarda Sünnilik öğretisi dayatılan çocuklarımız dönüştürülmeye çalışılıyor
-Kutsallığı çağrıdan çok, baskıya dönüşen ramazan aylarında şiddet devam ediyor
-Mahallerde bağnaz disiplin, günahkâr sayılan özgür fiiller, ardışık ama anlamı inancımızda olmayan uygularlar diz boyu
Garip Dede Dergâhı; Yöneticileri, kadınlar kolu, Gençlik kolu ve siz canlarla özgürlükçü değerlerle örülmüş modern bir ülkede yaşama gayreti gösteriyor, birebir ilgilenme, toplu ziyaretler, etkinliklere katılımlarla Alevileri bilgilendirmeyi, sorunlarına ortak olmayı sorumluluğu olarak kabul etmiştir.

Tüm üyeleriyle bir aile olmayı başaran garip Dede Dergâhı 2015-2017 yılları arasında yaklaşık 250 etkinliğe imza atmış
– Başta yönetim ve yaşam alanları olmak üzere siz canların desteğiyle onarıp yeniden düzenlemiş,
– Cenaze Hizmetleri ve diğer tüm inançsal hizmetler ehil ellerde verilmiş
– Tüm Alevi kurum ve kuruluşları ile kurumsal düzeyde fikir alışverişleri ve ortak hareket etme konusunda çalışmalara katılmış
– Yaygın eğitim Genel müdürlükleri ile iş birliği yaparak; sosyal-Kültürel kurslar açarak gençlere ve kadınlara mesleki eğitim vermiş
– Sözümüz kutsaldır, sözümüz cesaretimizdir gibi sürdürülebilir sosyal sorumluluk projesini hayata geçirmiş bu alanda ilgili her kesimden büyük destek almış ve bu destekle yurtdışında da sürdürülmesine karar verilmiştir
– Medya kanalları kullanılarak Alevi inanç önderlerinin fikirlerine ve beyanlarına çığır açmıştır. Bu alanda yaklaşık 100 TV programı gerçekleştiren Garip Dede Dergâhı sosyal medyada gündem belirlen Alevi Kurumu olmayı başarmıştır.
– Üyeleriyle belirli zamanlarda görüş alışverişi yapmış çalışmalarına şeffaf yön vermiştir.
– Teknolojik tüm gelişmeleri takip ederek tüm üyelerin ve istatiksel verilerin web tabanlı ortamda barındıran Garip Dede Dergâhı bu istatistiklerden geleceğe dair projeler için planlama veri tabanını oluşturmayı başarmıştır.
– Semah, Saz kursları, Muhabbet erkânları, gençlerle haftalık sohbetler ve fikir alışverişi yapılarak gençlerin dergâha gelmeleri ve inançlarını doğru öğrenmeleri sağlanmıştır.
– Her yıl ziyaret edilen Abdal Musa anma etkinlikleri ve ziyaretleri için Tekke köyü tarımsal kalkınma kooperatifine ait 1339 parsel arsa satın alınarak cem evi, konaklama evi planlanmıştır.
– Yine Hacı Bektaşi Veli de bulunan Garip Dede Cem ve konuk evi baştan sona yeniden tamir ve bakımı yapılarak hizmete uygun hale getirilmiştir.
– Yoğun ilgi ve katılımla gerçekleşen; “Çocuklarda Davranış Eğitimi ve aile içi iletişim, Gelişim”,kadın sağlığı, kadın hakları, konularında bilgi edinen aileler etkili anne – baba olma becerilerini pekiştirerek gelişim süreçleri konulu tüm panel ve seminerlere yapılarak canlarımız bilinçlendirildi.
– Kadınlar kolunun toplumu sağlık konusunda bilinçlendirme çalışmaları hedefine ulaşmış ve periyodik panel ve seminerlere dönüştürülmüştür.
– Tüm Alevi kurum kuruluşlarına ve özellikle İstanbul Cem evi Kadınlar grubuna destek vererek Garip Dede de geniş katılımlı kahvaltı düzenleyip destek verilmiş, Alevi kurumlar tek tek ziyaret edilerek cem evin de kadının rolü pekiştirilmeye çalışılmıştır.
– Alevi gençlik hareketi ne destek verilmiş çalışmalarının tamamına katılım sağlanmıştır.
– Biz Aleviler her dönemde Yezit zihniyeti ile mücadele ederek, hem kendimizi hem tüm farklılıklarıyla bu ülkeyi güzel kılan halkların yanında olduk. Evlerimiz işaretlenir ya da sokaklarımız bu zihniyet hortladığında karşında bizi buluyor bu anlamda tüm mücadelemizle özellikle Malatya ve çevresinde kapıları işaretlenen Alevi Canlarımızı yanında olduk onlara kimsesiz olmadıklarını en güçlü sesimizle duyurduk
– Şairlerimiz, Ozanlarımız bu topraklara kök salan sevginin en kıymetlisidir onların her sözü bizim cesaretimiz ve onurumuz olmuştur. Hakka yürüyenleri anıyor bırakmış oldu tüm eserlerine sahip çıkmanın ve korumanın gerekliliğini anlatıyoruz
– -“ Hz.Hüseyinin derdi Fırat’a gidip su içmek değildi” dedik Muharrem yassı matem ayı tüm canlarımızla tek yürek olup O’nun davasına, güzel yoluna sahip çıkmanın gururunu yaşadık
– Savaşa karşı barış istemek, ölüme karşı yaşamak isteyenlerin mücadelesini verdik
– Cenazemizi bile aynı mezarlığa gömemeyeceksek, hangi kardeşlikten; hangi barıştan söz edeceksiniz? Öfkeliyiz! Öfkeliyiz dedik.

– Onların “Değerler Eğitimi” Dedikleri Alevi Ve Tüm Farklı Çocuklara Sünni İslam’ı Dayatmaktır Yaratıcılık Ve Bilimsellik Yerine Bağnazlıktır Laiklik Ve Atatürk’e Karşı İntikamdır
Şeriatı Toplumsallaştırarak Daha Fazla Çalıp Çırpmaktır. Dedik ve 17 Eylül 2017 Kartal Meydanda güç birliğine evet dedik ve bu çalışma için tüm Cemevleri ile çalışmalara gönülden katıldık
– 30 Ağustos Zafer Bayramı Anadolu halklarının eylemidir. İstiklal ve Hürriyet için cesaret gösteren Mustafa Kemal Atatürk ve bu uğurda ayırımsız özgürlüğe yürüyen milletimizi kutluyor ve anma etkinliğimizi özüne uygun yaptık
– 27 Haziran 2017 Hak Hukuk Ve Adalet isteyen tüm halkların yanında olduk
BERKİN ELVAN; Toprakta Karınca, Suda Balık Ve Gökyüzünde Kuşlar Kadar Çoğalmalı ama ölmemeli dedik

– 1 Mayıs umudun, barışın, kardeşliğin örgütlülüğün, emeğin, onurun, hukukun mücadelesi olsun. Dedik.
– Bu bir cinayetin hikâyesidir. Aslında olmayan adaletin de trajedisidir. Tarih 22 Mayıs 2014. Yer Okmeydanı Cem evinin avlusu. Avluda bir kalabalık toplanmış, Hakk’a yürüyen bir canı uğurluyordu. Kalabalığın içinde Uğur Kurt da vardı.

– Merhamet algısı altında istismar, ihmal, cinsiyet ayrımcılık çocukların fiziksel ve entelektüel varlıklarını yok etmiştir. Yetim çocuklar, tutuklu çocuklar, istismara uğrayan çocuklar gibi akıl almaz kategorilere ayırarak bu çocuklar üzerinde siyasi ve politik projeler üretenlerin merhameti diktatörlüğe göz kırpmaktır. Dedik.

– 8 Mart Dünya Emekçi kadınlar gününde canlarımızla birlikte “Şiddete Bahane Aramayın” Dedik
– Acıma yerine kültürlü ve şeffaf toplum bilincimiz olmalı engelli canlarımızın yanında olduk
– Demografik asimilasyona karşı Maraş, Terolarda canlarımızla beraber cem olduk…
Terolar direnişini selamladık

– Çapa Tıp Fakültesinde, Gerici, Yobaz Zihniyetin Yansıması Prof. Dr. Ahmet Şeref Demirel’in Hakaretlerine Maruz Kalan Biz Alevilerin yanında olduk.

– AİHM kararlarının uygulanması için topyekûn mücadele ettik
– Anadolu halkları 700 yıl boyunca toplumsal haksızlığa saltanata, padişaha, hilafete ve emperyalizme karşı mücadele etti O gün de birlikte hareket ederek sayfalarca tarih yazdılar. Çanakkale, halkların sevgi ve kardeşlik duvarına tutunarak ulusallık duygusunu eyleme geçirdikleri gündür
– İLKELİ VE ONURLU BİR DURUŞ İÇİN BİREYSEL İNNAÇ ÖZGÜRLÜĞÜ DEDİK
VE DİYORUZ;
• Müslümanları Koruma Adı Altında Sermaye Transferine
• Savaşlarla, Çekişmelerle Ve Şiddetle Halkları Ehlileştirmeye
• Çatışan, Saldıran İrtica Yayan Bireylerle Küresel Ölçekli Paranoyaya Yaratanlara
• İnsan Hayatını Tesadüfe Ve Kadere Bağlayan Korku İmparatorluğuna
• Tarihin Faşist Toplumu Olan Emevi Zihniyetini Topluma Dayatanlara
• Allah Korkusu ile terbiye edilen İslam Coğrafyasında Hoşgörüsüzlüğü yayanlara
• Alevilerin sabrını strateji belirleme derecesi yapanlara
• Teorik tartışmalara çekilen, inancımıza dair safsata ve diyaloglara
• Yaşama dair beklentilerimize, kültür kodlarımıza farklı ahlak ilkleri dayatanlara
• Ekonomisi, sermayesine dair tüm fırsatların Sünni inanç temsilcilerine rızamız olmadan verilerek Aleviler yoksullaştıranlara
• Varlığı olan edebiyatı, sanatı, kültürü, Geleneği’nin içi boşaltılarak sermayeye dönüştürenlere
• İçinde acı, keder, yoksulluk barındıran sosyal tarihimizi taraflı siyasetle unutturanlara
• Çocuklarımız Entelektüel duruşun taşıyıcılarıdır. Radikalizm fonksiyonlarla düşünce-ilim ve bilimden uzaklaştıranlara
• Meşru isteklerimize ilgisiz kaldığınızı, bizi inciten, yok sayan, etkisizleştiren başta tarihsel kişiliklerin adlarını kamusal alanlara vererek sabrımızı sınayanlara
İnanç biçimimize, gerçekliğine, güvenirliğine ancak biz karar verir biz yaşarız

Saygı ve sevgilerimizle
Garip Dede Kültür ve Cemevi Derneği

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.