EMEVİ ZİHNİYETİNE SAHİP MUAVİNLERİN ÖFKESİNE KARŞI CESARET…

Birey ve toplum arasındaki ilişki birbirinden bağımsız değildir. bireylerin uyum içinde yaşaması için temel değerlerinden uzaklaştırılmadan özgür iradeleriyle, geleneksel kültür, sosyal , inançsal ve bireysel hak ve hukuklarının korunması gerekmektedir. 
Bireylerin birbirine nasıl davranacağına, nasıl etkileşimde ve hangi eylemlerde bulunacağına, statü kazanmasına ne bir grup, ne bir cemaat nede çeteler karar verir. 
Sosyal felsefenin tüm kriterlerini baştan aşağıya dini kurallara göre değiştirmek ve bir mezhebi finanse etmek, ayrımcılık, eşitsizlik, ötekileştirmeyi getirir bu da aslında sosyal felsefeyi dindarlaştırıp bireyi sorgudan uzaklaştırmaktır. Saldırgan, tahammülsüz, öfkeli bir toplum olmanın nedeni budur.
Oysa toplum üyeleri arasında bulunan tüm ilişkilerin soyut olması iyi veya kötü, uygun veya yanlışlığına bireyin kendisinin karar vermesi Kısacası özgürlüklerin toplum nezdinde örgütlenmesidir
İnsanlığını, kişiliğini, dilini, kültürünü toplum dışında gizli kullanan halkların sorunu bu özgürlüklerinin yok sayılmasındandır. Adalet ve iyilikte istikrar sağlayamayan devlet, eşzamanlı korku, şiddet ve baskıyı özgürlüklerin örgütlenmesine izin vermemek için kullanır.
Her dönem Emevi zihniyetine sahip muavinlerin kinine denk düşen insanlık dışı fermanlarla yok sayılan Aleviler hiçbir zaman özgür olmadılar hep kaçak, göçek yaşayarak var olma savaşı verdiler 
Bu baskı, zülüm ve katliamların tek nedeni ise Şartlı ibadeti ve biati kabul etmemelerinden başka bir şey değildi. Şartlı ibadet ise Sünni İslam’ın din anlayışı yani Emevi şeriatıydı yani Kerbelada Yezit’in HZ Hüseyin’e karşı olan öfkesi ve tutumuydu. Sistematik ve sabitlenmiş bu öfke tutulması 1400 yıldır devam etmektedir.
İşte bu yok sayılmaya, yok edilmeye karşı Aleviler inançlarına, yaşamlarına dair ne varsa Sır ederek öldürüle öldürüle bu güne gelmeyi başarmışlardır.
Peki, bu sır nedir? Bu sır korkmamaktır. Bu sır sazı ve sözüdür. 
Bireyleri Sünni İslam’ın uydurulan kuralları ile uysallaştıranlar bu kurallardan şüphe duymayı, sorgulamayı da katliam nedeni sayanlar bizleri yok etmeyi zihinlerine yerleştirdiler. 
- Alevi köylerine camii yaptırarak Sünni hoca atadılar ve dediler ki; bu dinsiz imasız Alevileri dönüştürün ve devşirin dediler
- Kendi iradesiyle tanrıya ulaşan Alevilere dinsiz, kâfir benzetmesi yaparak şekle ve vakte bağlı din anlayışı olmayan Alevilere tüm sosyal alanlarda baskı yaptılar
- Dönüştürmeci ve başkalaştırmacı karakterler satın alınarak Alevilere Sünnilik dayatıldı 
- Evrensel değerleri ve uzlaşı kültürü benimsediği ve diğer ezilen halkların yanında olduğu için hedef seçildiler halkları susturmak için Alevi çocukları öldürüldüler
- Osmanlı zihniyetine ait ne iftira varsa söylemeye, yayamaya devam ettiler
- Politik ve maddi tehditlerle sindirildiler 
- Alevi çocuklarına zorunlu Sünni İslam dayatılarak şeriat enjekte edildi.
- Yaradılışı Alevi düşmanlığı ile özdeşleşmiş kim varsa isimleri kamusal alanlara verilerek Alevilerle dalga geçildi katliamlar hatırlatıldı Ve saymakla bitmeyecek binlerce uygulama devam etti ediyor. 
Ancak bitmiyoruz ve biat etmiyoruz anlamadıkları tek şey aslında
Gelecekte bizi neyin beklediğinin farkında olduğumuz bu süreçte neler yapacağız 
- Mesellerimizi, sorunlarımızı klişelerle ele almadan hemen sonuç odaklı çalışacağız, bugüne kadar merkezileşmiş siyasetle bizi asimilasyona uğratanlara karşı farklı örgütlenerek halkımıza yön vereceğiz
- Tüm Alevilerin üzerinde uzlaştığı inancımıza yönelik taleplerimiz konusunda direneceğiz inancımızın gerekliliğini kamusal alanda tartışmak yerine kabul ettireceğiz
- Gençlik Aleviliğin temel eylem özelliğidir. Bugüne kadar ihtiyaca göre örgütlemede geç kalmış olabiliriz ancak yeni mücadelemiz içinde gerekli gereksiz tüm tartışmalara son vereceğiz ve gençlerimizi bu konuda örgütleyeceğiz
- Bugüne kadar başta hükümetler, cemaatler, çeteler Alevilerin sosyal gerçekliğine dinamit koyarak inancımıza yönelik çelişkiler yarattılar bizi bölme yok etme planlarını da bu çelişkiler üzerinde yürüttüler bu çelişkilere gönüllü katılan tüm Alevi kurum ve kuruluşlarını teşhir edip halka anlatacağız.
- Baskı ve zulümle coğrafi olarak dağıtılan Alevilerin siyasette dağınık olan durumunu, dağınık ve belirsizleştirilen taleplerini net bir örgütlülük diliyle tekrar anlatacağız hakkımızı alacağız 
- Kendi içinde bölünmüşlük, parçalanmışlık imajı oluşturulan Alevilerin aslında sayısız kurum, dernek, vakıf’ı var bu Alevi hak taleplerinin görünmemesi için büyük bir çelişkidir. Yeni dönemde demokratik bir güç, demokratik bir baskı grubu oluşturup tüm taleplerimizi görünür kılacağız 
- Bu süreçte bilcümle ezilenlerle inanç, özgürlük temelinde çatışmasız yan yana gelmeye devam edeceğiz tıpkı geçmişte olduğu gibi ama bu sefer daha net daha güçlü
- Bizi yok etmeye çalışanların kudreti yıkılmak üzere bu nedenle renksiz kokusuz görünen düşmanlıklarını yeniden harekete geçireceklerdir buna karşı birbirimize bağlı, bağımsız, çatışmasız çelişkisiz direneceğiz 
- Onların öfkesi Hz Hüseyninin kerbeladan Anadolu’ya tüm halkların genlerinde direnen kutsal ve efsane duruşuna karşı bir öfkedir daha da artacaktır hatta daha öyle ki Cenazelerimiz mezarlardan çıkaracak kadar iğrençleşecekler ancak öfkeleri Hz HÜSEYİN OLMAMIZI ENGELLEMİYECEKTİR.

VE SON OLARAK;

ŞERİAT KILICINA SARILIP BİZİ YOK EDENLERE DİYORUZ Kİ;
Duruşumuz inancımız gibi olmaya devam edecek, bize yaptığınız tüm oyunları iyi algılayıp, kavrayıp takıya yapmadan çocuklarımıza anlatacağız 
Korkudan esas Müslüman biziz diyenlere esas Alevi biziz demeyi öğreteceğiz

SAYGLARIMLA

Celal FIRAT