Paylaşımlar

31 Ocak 2018

Üyelerimize en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum

Sayın Divan 
Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim,
Değerli Garip Dede Kültür ve Cemevi Derneği Üyeleri ve Dostları,
Değerli Basın Mensupları,
Olağan genel kurulumuza hepiniz hoş geldiniz sevgiler getirdiniz.
Garip Dede Dergâh da sizlerle birçok şey öğrendim ama en değerlisi şu “ hizmet; gönül köprüsünde yürümektir, itibar ise bu köprüde yürürken bıraktıklarımızdır.”

Tarafsız ve adil, hoşgörülü ve barışçıl olma, kişisel çıkarlardan uzak, ırk-cins farklılığı gözetmeksizin “CAN” olma misyonunu tüm içtenliğimle taşımaya çalışıyorum. Aleviliğimi miras değil, tüm ilkeleriyle Alevilik inancının temsilcisi ve sorumlusu olarak liyakat esasına dayalı görüyor ve yaşamaya çalışıyorum.
Bizler; size karşı sorumluyuz bizi onurlandıran ve bu göreve getirenler sizlersiniz bizlerde Alevi Toplumu’nun inançsal, sosyal, kültürel önderleri olmaya çaba gösterenleriz.
Alevilik eğitimini nasıl alacağımızı, yapacağımız hizmetlerdeki ölçüyü, bunların özellik ve koşullarının tamamını inancımızın ilklerine göre yerine getirmeye çaba gösterdim.
Yani yeniden inşa ve düzene tabi bir Alevilik değil, inancını yaşayan, inandığı gibi yaşayan ve toplum mühendisleri ile değil Aleviliğin kaynağı siz canlarla ile birlikte hareket eder ve yaşarım 
Kan döken, zalim gaddar Halifelinin ve onların kadılarının eteğini öpmeyen ve şeriat mahkemelerine boyun eğmeyen, evleri işaretlenen, sokak ortasında katledilen, sürgün edilen, yakılan, inancı, yaşamı yasaklananların Onurunu kalbimde ve vicdanımda taşımanın gurunu ve sorumluluğunu taşıyorum

Garip Dede Dergâhında Aleviliğin evrensel gerçeklik algısı olan , “Hak ile Hak olma bilinci” yerini “kul” olma dayatılmışlığına karşı halkımızla birlikte mücadele ediyor, sekiz yıl gençlik kollarında son iki dönem ise yönetim kadrosunda yönetim kurulu başkanı olarak hizmet vermeye çalışıyorum.
Tüm mücadelem Alevilik öğretisinin inançsal ve rütülleri ile özgün bir yaşam anlayışı olduğuna dair doğrularımdır. 
Sevgili canlar bizim inancımızda 
Doğanın dengeleri sadece insan üzerine kurulu değildir, Yaradılış düzeni başta olmak üzere tüm yaşamsal deneyimler akla ve mantığa dayalıdır.
Bu nedenle;
- Din sistemi içinde formüle edilmeyen, vicdan ve akılla seçimini net yapabilen,inancını öznel deneyimleri ile geliştiren,bağımsız ve özgür bireyler yetiştirmek, hayatı sabit sağduyu genellemelerinin ötesine taşıyarak,inancı karmaşık değil, net ve gerçekçi yaşayan, izahsız ve karanlık düşüncelere teslim olmayan bir nesil yetişme MÜCADELEMDİR.

- içimizden çıkıp Sünni veya Şia sisteminin zulmüne, kuşatmasına, tuzaklarına göz yuman, eylemlerinde, demeçlerinde veya kitaplarında Alevilerin kafasını karıştıran bilinçli yönlendiricililerle farkında olan, bir toplum için MÜCADELE

- Sünni-İslam’ın holdingleşen diyanetine mecbur bırakılmak istenen , Alevilik inancını kurumsallaştıran, meşruiyetini ve dâhilindeki tüm farklılıkları yok etmeye veya değiştirmeye yönelik sinsi planlara Örneğin; kutsal yol asimilasyonu dediğimiz hac ve umre yolculukları, camii –cem evi projeleri, eğitim ve öğretimde Çocuklarımıza enjekte edilen gericiliğe karşıdır MÜCADELEM

- Geniş bir coğrafyada talipleriyle yol süren, ilkeli yaşam, disiplin, dar, görgü, sorguyu gibi kavramların tanımlayıcısı ve taşıyıcısı olan Alevi dedelerinin kurumlarda Memur Statüsünde görevlendirilmesine karşı DURUŞTUR

- Bin Beş yüz yıllık bir intikamla Ehlisünnet kontrolüne verilmek istenen inancımızın yok sayılması, basılan, yayımlanan, yayınlanan birçok materyalin benzetme, benzeşme yönelik olması, bu yöntemin bir eğitim metodu haline getirilerek Aleviliğe Sünnilik ya da Şialık giydirerek “Özel Surette dayatılmış Eğitim” asimilasyonuna karşı çıkmaktır MÜCADELEM

- İkrar üzerine düşünce ve sanat üreten tarihsel değerlerinin tamamına bilimsellikle yaklaşan tanrıyı dahi sorgulayan bu sorguyu sevgiyle noktalayan Alevleri sosyolojik mizana ya da kendi izahıyla tanımlamaya kimsenin gücü yetmez; DİYORUM 
Pir Sultanın “Şah” demesi cesaret, Kul Nesimi’nin “ben yitirdim ben ararım kime ne “ özgürlüğe, Şah Hatayı “Biz Tüccar Değiliz Alıp Satmayız, Erkan Gözetiriz Yoldan Sapmayız” sorgusunun nun sanatta hayat bulmasına devam etmesi içindir MÜCADELEM

- Alevileri, aidiyet ve kimlik açısından tek tipleştirmek için, anlam kaymaları yaratmak isteyenler, Yüzyıllarca bilgelikle biriktirilen yaşam değerlerimizi statik ele alıyor, Aleviler için değerli ne varsa onlara ( kamusal, inançsal, sosyal, kültürel) saldırıyor ya da kendi tanımına uydurmak suretiyle bizi dönüştürmeye çalışıyorlar BUNLARA KARŞIDIR MÜCADELEM

- Tüm farklı yaklaşımların ortak paydası olan Hz Ali üzerinden Alevileri farklılaştırma ötekileştirmek Aleviliğinin temel değerlerini Sünnilerin tanımladığı bir Hz Ali Kimliğiyle bağdaşlaştırmaktır. Ve böylece Hz Ali’nin Anadolu Aleviliğiyle uyuşan; adalet, bilgelik, ileri görüşlülük ve insanlık değerlerini bağnaz gösterip Şeriat-Cihat ikilisi için Hz Ali’yi referans göstermek ve bu süreçte Aleviler üzerinde morfin etkisi yaratanlarla MÜCADELE ETMEK;

- Şah Hüseyninin derdi Fırat’a ulaşıp su içmek değildi Yezide, dolayısıyla zalime ve onun zulmüne boyun eğmemekti. 
Sömürüye, zulme ve toplumsal adaletsizliğe karşı çıkan bir inanç biçimi, bir inanç hareketi olan Alevilikte hoşgörü dinamik ve bir eylemdir. 
Yoksa bizlere karşı yapılan her türlü insanlık dışı suç ve asimilasyonun her türlüsünü sineye çekmek, susmak hoşgörü tanımına girmez.
Yani “ne yaparsak yapalım Aleviler hoşgörülüdür” demek aslında inancımızı değersiz kılmak, bizi ehlileştirmek isteyen çevrelerin bilinçli ve sistemli şekilde inançsal ve tarihi geleneklerimizi yok etmeye yönelik uzlaşma asimilasyon propagandasıdır. 
Hoşgörü; Muaviyeler, Yezidiler, Hızır Paşalar’ karşı susup toplumu ehlileştirmek değildir. 
Hoşgörümüz; şuan demokratik, çağdaş yaşama umut olmalı Saldırgan, ayrımcı, bölücülüğün her türlüsüne karşı tedirgin değil, daha sıkı ve güçlü örgütlenmektir. 25 milyon Alevinin inancı doğrultusunda hakları için mücadele etmesi hatta parlamenter istemin en belirleyici unsuru olup siyasete yön vermesi konusunda MÜCADELE ETMEKTİR.

Sevgili canlar işte bizim davamız insanlık davası yaptığımız ve yapacaklarımız tüm çalışmaları bu kapsamda ele alıyorum, bize destek veren tüm canlarımızla bu yolda el ele yürümeye devam ediyorum…

Demokrasi, insan hakları, inanç özgürlüğü, laik ve eşit yurttaşlık artık Alevilerin de değil tüm toplumun sorunu bu sorunlar çoğulcu demokrasi ile ancak hayat bulacaktır. Bu aşamada Alevi kurum ve kuruluş örgütlerine düşen, önce kendi temel hak ve hürriyetlerine sahip çıkmaya ve bu mücadelede kazanılacak başarıyı tüm topluma sunmaktır.

SEVGİLERİMLE

CELAL FIRAT